Türk Edebiyatı’nın unutulmaz romancısı Yaşar Kemal, Manisa Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen “Dünden Bugüne Destansı Bir Anlatıcı” paneli ile Manisa’da anıldı. Panelde, Yaşar Kemal’in, Anadolu’yu anlatan destansı dili, toplumsal hafıza üzerindeki etkisi ve doğa tasvirleri ele alındı.
Manisa Büyükşehir Belediyesi Kültür Merkezi’nde düzenlenen panelin moderatörlüğünü, Feridun Andaç yaparken Yaşar Kemal’in eşi ve Yaşar Kemal Vakfı Başkanı Ayşe Semiha Baban, Doç. Dr. Cihan Erdönmez ve Yaşar Kemal’in 9 yıl çeşitli zamanlarda fotoğraflarını çeken Lütfi Özgünaydın, konuşmacı olarak yer aldı. Panele, Manisa Büyükşehir Belediyesi Halk Eğitim Şube Müdürü Serap Gücüyen, Kent Konseyi Şube Müdürü Ahmet Kaş, CHP Manisa Kadın Kolları Başkanı Gülbahar Tahmilci, CHP İl Başkan Yardımcısı Esra Durukan, CHP Şehzadeler Belediyesi Meclis Üyesi Zerrin İşnel ve edebiyatseverler katıldı.
“Bir edebiyat hafızası”
Yaşar Kemal’in gelecekte daha fazla okunacağını belirten panelin moderatörü Feridun Andaç, “Yaşar Kemal bugünün değil dünün de değil geleceğin romancısı. Geleceğin Anadolu’sunu, Anadolu coğrafyasını, kültürel, siyasal, toplumsal hatta insan psikolojisini anlamaya kendimizi verdiğimizde Yaşar Kemal gelecekte daha fazla okunacaktır. Yaşar Kemal filizlenen bir edebiyatın şah damarıdır, diyebiliriz. Kök anlatıcısı, bir edebiyat hafızası aynı zamanda. Yarın daha çok okuyacağız. İngilizler Shakespeare için ‘Dilimiz, yurdumuz, hafızamız’ der. Benzer şeyi İspanyollar Cervantes için ‘Don Kişot biziz’ derler. Onun için İnce Memed biziz bence” dedi.
“İnsanlar bambaşka bir anadolu tanıdı”
Yaşar Kemal’le birlikte insanların bambaşka bir Anadolu tanıdığını belirten Ayşe Semiha Baban, “Yaşar Kemal basında bir devrimi getirdi. Anadolu’yu getirdi. Ulusal basın bugün bile İstanbul merkezlidir. Eskiye dayanan gelenek adeta, İstanbul’un Anadolu’yla ilişkisinde hep bir yabancılık vardır. Bir kurtarıcılık rolü vardır. Ama temelinde bir tanımama vardır. Birden bire bir röportajcı geliyor ve bambaşka bir Anadolu’yu tanıyor herkes. Hayatının sonuna kadar toplumsal adet, haksızlıklar, yolsuzluklar ve yoksunluklar üzerine birçok konuda değişmesi için yapılan çağrılarda başı çekmiştir. Barış, insan hakları ve insan onurunu zedeleyen her girişime karşı durmak, Yaşar Kemal’in yaşamının, kişiliğinin, edebiyatının temeliydi” ifadelerini kullandı.
İnsanın İnsanı ve Doğayı Sömürmesi
Destansı anlatımlardan bahseden Doç. Dr. Cihan Erdönmez, “Yaşar Kemal’in anlatıları yarına ışık tutuyor. Destanlar toplumsal bir bellek. Kahramanlık ve doğaüstü bir yanı olur mutlaka destanların. Şiirsel bir anlatım vardır çoğunlukla. Başlangıcı, sözlü geleceğe dayanır ve içinde mitolojik tarihi unsurlar olur. Yaşar Kemal’in anlatılarında bunları görüyor muyuz diye baktığımızda. Görüyoruz. Bu sadece benim değerlendirmem değil. İnce Memed tam bir destandır. Halkın umudu olmuş bir kahramandan bahsediyor Yaşar Kemal burada. Zalim amire karşı direnen bir halk kahramanı. Bir çeşit Köroğlu, bir çeşit Oğuz Kağan Destanı gibi. Epik bir anlatımı var. Bu epik anlatımı destekleyen muhteşem doğa tasvirleri var. Çukurova’nın uçsuz bucaksız ovası. Denizden Toroslar zirvelerine kadar. Yaşar Kemal, gerçekçi toplumsal sorunların üzerine destansı anlatımlar ekleyerek insanı saran anlatılar oluşturuyor. Aslında Yaşar Kemal gerçeküstü bir dünya yaratmıyor. Gerçeği olağanüstü bir anlatımla sunarak ona büyülü bir atmosfer kazandırıyor. Yaşar Kemal’in eserlerinde, hayatında ve diğer çalışmalarında çok net karşı çıktığı iki şey var. İnsanın insanı sömürmesi ve insanın doğayı sömürmesi. İkisinin birbirinden ayrılmadığını da kendi söylüyor” diye konuştu.
“Büyük bir deryanın içinde yüzdüm”
“Onun anlattıklarını çekmeye benim gücüm yetmedi” diyen Lütfi Özgünaydın da “Büyük bir deryanın içinde yüzdüm. Büyük bir derya. Bana hayatımda iki olguyu çok iyi öğretti. Dürüst ve vicdanlı olacaksın. Vicdanlı insan olmak lazım. Ben çok mutlu oluyorum. Yaşar Kemal bu yıl her yerde konuşuluyor. Gün geçtikçe daha çok önemseniyor kitapları, sözleri” dedi.
Yorumlar
Kalan Karakter: