Turgutlu Çevre Derneği'nden Çernobil'in Yıldönümünde Mesaj
Turgutlu'da çevreci faaliyetlerde bulunan Turgutlu Çevre Derneği ve TURÇEP, Çernobil Faciası'nın yıldönümünde bir mesaj yayımladı.
Mesajda şu ifadelere yer verildi:
''Çernobil’in Yıldönümünde Nükleer Maceraya Hayır Diyoruz!
Nükleere teslim olmamalıyız, geleceğimizi karartmamalıyız!
ABD’nin, Hiroşima ve hemen ardından Nagazaki’ye attığı atom bombalarının üzerinden 75 yıl geçti. Bu ilk bombalar Hiroşima’da 92 bin, Nagazaki’de ise 70 bin kişinin anında ölümüne; takip eden yıllarda ise toplamda 200 bin insanın hayatını kaybetmesine yol açtı. Milyonlarca insan ise hastalandı ve sakat kaldı.
Ne yazık ki tüm bu trajediye rağmen nükleer silah denemeleri, nükleer santral teknolojisinin yaygınlaşması ve nükleer kazalar devam etti. Çernobil ve Fukuşima gibi felaketlerin etkileri hâlâ sürerken, gelişmiş ülkeler bu olaylardan ders çıkardı. Ancak ne yazık ki ülkemiz yetkilileri aynı duyarlılığı göstermedi. Bugün Türkiye, Akkuyu’daki belirsiz bir nükleer geleceğe sürükleniyor.
Nükleer Enerjiye Gerçekten İhtiyacımız Var mı?
Yetkililer, "enerji ihtiyacımız var" ve "mutfak tüpünden daha az tehlikeli" gibi bilime aykırı söylemlerle nükleer santralleri savunuyor. Bazıları ise yapılacak santrallerin Türkiye’yi nükleer güç haline getireceğini düşünüyor. Ancak bu hayalperestler, Çernobil ve Fukuşima kazalarının ardından binlerce kilometreye yayılan radyasyonun etkilerini, çok sayıda insanın kansere yakalanarak hayatını kaybettiğini göz ardı ediyor.
Fukuşima Felaketi sonrası birçok gelişmiş ülke enerji politikalarını gözden geçirerek nükleer programlarını durdurma kararı aldı ve alternatif enerji kaynaklarına yöneldi. Türkiye’de ise tam tersi bir süreç yaşanıyor. Yanlış enerji politikaları nedeniyle doğamız ve geleceğimiz büyük risk altında.
Küçük Hatalar, Büyük Felaketlere Yol Açıyor
Tarih boyunca büyük felaketlerin çoğu, küçük ihmaller ya da dikkatsizlikler sonucu ortaya çıkmıştır. Çernobil'deki insan hatası veya Fukuşima’daki soğutma sistemi arızası binlerce insanın ölümüne, on binlercesinin ise hastalanmasına sebep oldu. Hava, su ve toprak kirlenirken, bu bölgeler yıllarca yaşanamaz hale geldi.
Bugüne kadar dünyada 600’den fazla nükleer kaza ve sızıntı meydana geldi ve bunların çoğu kamuoyundan gizlendi. Kaç kişinin etkilendiği ya da kaç kanser vakasının bu sızıntılardan kaynaklandığı bilinmiyor. Örneğin İzmir Gaziemir’de olduğu gibi, nükleer atıkların nerede ve nasıl karşımıza çıkacağı öngörülemiyor. Bu belirsizlik, endişelerimizi daha da artırıyor.
Gaziemir ve Uranyum Madenleri Tehlike Saçıyor
Nükleer santrallerin güvenli olduğunu iddia edenler, İzmir Gaziemir’de ortaya çıkan ve yalnızca nükleer santral yakıt çubuklarında bulunan Eu-252 kaynaklı radyoaktif atıklara hâlâ bir çözüm üretemedi. Yıllardır temizlenmeyen bu atıklar, halk sağlığını tehdit etmeye devam ediyor.
Ayrıca Manisa Köprübaşı ve Aydın Söke Kisir Köyü’nde terk edilmiş uranyum madenlerinden yayılan yüksek radyasyon, bölge halkını kanserle mücadeleye mahkûm ediyor. Toprak ve su her geçen gün daha fazla kirlenirken, yetkililer bu konuda sessiz kalıyor.
Türkiye, Nükleer Çöplüğe Dönüştürülmemeli!
Nükleer kazaların yaratacağı riskleri mutfak tüpüyle kıyaslayanlar, Türkiye'yi bir nükleer çöplüğe dönüştürmemelidir! Hiroşima, Çernobil ve Fukuşima'da dökülen gözyaşlarına, Akkuyu ve Sinop için yenileri eklenmemeli.
Nükleer santrallerin gereksizliği ve yanlışlığı konusunda konuşmaktan, anlatmaktan, sesimizi duyurmaya çalışmaktan asla vazgeçmeyeceğiz! Karar vericilerin ve yetkililerin duyarsızlığını ifşa etmeye devam edeceğiz.
Biz, tüketebileceğimiz kadar enerji istiyoruz, doğayı ve insan hayatını riske atacak bir macera istemiyoruz! İnsan onuruna yakışır, çevreye duyarlı bir yaşam talep ediyoruz. Hiroşima ve Nagazaki’de olduğu gibi, Çernobil ve Fukuşima’da da milyonlarca insanın yaşamına mal olacak bir felakete HAYIR diyoruz!'' ifadeleri kullanıldı.
Yorumlar
Kalan Karakter: