Kasaba'da Bir 23 Nisan Ardından
Salih Özbaran*
23 Nisan 2016 günü, 1955 yılında Ortaokul'dan birlikte mezun olduğum bazı arkadaşlarımla birlikte (Ali Saruhanlı'nın kullandığı ticari arabasıyla Öncü Cankardaş, İlhan Kaymakcan ve ben) Turgutlu'yu ziyaret ettik; orada bizi bekleyen Erol Sarsan, Adem Güler, Mustafa Baysak, Erdinç Irgıt ve Tufan Baştürk ile Ortapark (Cumhuriyet Meydanı) kahvesinin bahçesinde özlem giderdik; köftecide nostalji yaşadık; Adem'in Yeniköy'ünü ziyaret ettik, orada muhtar ve bazı kişilerin konukseverlikleriyle eski günleri yad ettik; yemyeşil bağ manzaralarıyla nefes alırken kaybolan yeşilliğin üzüntüsünü yaşadık; kendi zamanımızı anımsadık. Ali'nin ve Tufan'ın arabalarıyla Turgutlu'da tur attık. Pınar Pastanesi'nin üç kuşaktır işleyen tarihi binasında keşkül ile ağzımızı tatlandırdık. Turgutlu'daki sınıf arkadaşlarımızın yakın ilgileri ve cömertlikleri için onlara teşekkür ederim.
İzmir'e döndüğümde böyle önemli bir gün için yetkililerin ne tür kutlamada ve değerlendirmede bulunduğunu öğrenmek için internet aracılığıyla Turgutlu Yankı gazetesindeki kutlamaları yansıtan fotoğraflara baktım; epeyce gerilerde kalan yıllardaki kutlamaları düşündüm, hayal ettim. Çelenk koyma ve saygı duruşu için 50.Yıl Atatürk Anıtı önünde yer alan birkaç sırada toplanmış protokol üyelerini gördüm; Kaymakam'ın "Başbakanlık yönetmeliğine göre" katılmadığını bildiren haberi okudum; stadyumdaki tribünden gösterileri seyreden seyrek meraklılara hüzünle baktım.
Fazla bir şey yazmayacağım; sadece 23 Nisan'ın neyi ifade ettiğini kavrayamamış olanlara veya kasıtlı olarak sırt çevirenlere, ona yasak getirecek ve 1916 yılında Irak'ta yapılmış Kutulammare muharebesine eş koşacak kadar tarih şaşkınlığı yaşayanlara bir kutlama örneğini anımsatacağım, 24 Nisan 1938 tarihli Anadolu gazetesinden:
"Bugün 23 Nisan Hakimiyeti Milliye bayramı münasebetiyle her taraf bayraklarla donanmıştır. Cumhuriyet Meydanında binlerce köylü ve şehirli halk ve talebe toplanmış, parlak merasim ve coşkun tezahürat yapılmıştır... Talebeler manzum ve mensur [şiir ve nesir] parçalar okumuşlardır. Memleketin büyüklerinden mürekkep [oluşan] bir gurup mekteplere giderek yavrularımızın bayramlarını kutlamışlardır".
Zamanımızda böyle bir günü kutlamaya yasak getirenleri uyaracak satırlar da var gazetede: "Bu gece mekteplerde zengin programlı müsamereler verilecektir. Belediye geniş bir sahada çocuklara salıncaklar, oyuncaklar kurdurmuş ve kendilerine şekerlemeler dağıtmak suretiyle alâka göstermiştir".
Bir 23 Nisan haberini de 27 Nisan 1937 tarihli Anadolu gazetesinden yansıtayım ve günümüzde resepsiyonu dahi yasaklanan bu ulusal bayramın ne denli heyecanlı ve olağanüstü kalabalıklarla kutlandığını hatırlatayım: 23 Nisan Bayramını izleyen saatlerde, yine 15 bin kişiyle Kaymakam Said Sayın'ın bir söyleviyle Çınarlı mevkiinde yeni bir ilkokulun temeli atıldı; adı da Halkevi Başkanı Dr. Seyfi Poyraz'ın önerisiyle Lütfi Kırdar İlkokulu olarak belirlendi (Bu okul 1950 yılında Demokrat Parti hükümetinin kararıyla "14 Mayıs" olarak değiştirildi; sonra yine başka bir adla anıldı).
Kimi ayarlanmış tarihçilerin ve "medya"nın Türkiye Cumhuriyeti'nin devrim sürecine musallat olmaları ve mevcut hükümetin Osmanlı sevdasıyla hareket etmesi, şüphesiz ki etkili oluyor. Ama birçok tarihçi ve halk kitlelerinde yerleşmiş olan çağdaşlaşma ve demokrasi için vazgeçilmez sayılan 23 Nisan'larla, 19 Mayıs'larla, 29 Ekim'lerle, Lozan'larla birlikte yürüme isteği yok edilemedi. Kanıtı ekteki fotoğraftadır.
* Emekli Tarih Profesörü
Yorumlar
Kalan Karakter: