İNKILÂP İLKOKULU
Mehmet Gökyayla
Turgutlu Kent Müzesi sorumlusu Mehmet Gökyayla, Günümüz ulaşmayan bir eğitim kurumu: İNKILÂP ilkokulunun tarihini gazetemize anlattı. Gökyayla yazısında şu ifadelere yer verdi:
“Turgutlu’da eğitim kurumlarının tarihleri ile ilgili çalışma yapmak çeşitli zorluklar içermektedir. 1922’deki Yunan yangını öncesindeki dönemin eğitim kurumlarına dair bilgimiz, oldukça sınırlıdır. Cumhuriyet döneminde ise bazı okullar bir süre eğitim verdikten sonra kapanmış ve bugün haklarında detaylı bilgiye ulaşmak neredeyse imkânsız hale gelmiştir. Okulların bir kısmı, yine bir süre eğitim verdikten sonra kapanmış ve yıllar sonra aynı isimle başka bir eğitim kurumu açılmıştır ve bu durum, karışıklığa yol açmaktadır. Örneğin Yedi Eylül İlkokulu bunlardan birisidir. Kimi okullar ise eğitime başladığı tarihten itibaren birkaç defa isim değiştirmiştir ve araştırmacının çalışma alanı tek bir kurumla sınırlı değilse, değişen isimlerin akılda tutulabilmesi bile ayrı bir mesai istemektedir. Günümüze ulaşmayan ve çoğunlukla İnkılâp İlkokulu adıyla bilinen okul da bunlardan birisidir.
1926-27 ders yılında açılan Cumhuriyet İlkokulu[1], Turgutlu’nun ilk modern eğitim kurumu olmuştur. Onun hemen ardından İsmet Paşa İlk Mektebi (günümüzdeki adıyla Namık Kemal İlkokulu) yine kendi binasında eğitime başlamıştır. Hemen hemen aynı dönemde açılan Hilal İlkokulu ise eski Rum okulunda yani günümüzde Halk Eğitimi Merkezi’nin olduğu binada eğitim vermektedir. Erken Cumhuriyet dönemi Turgutlu’sunda bu üç eğitim kurumu arka arkaya hizmete başlamış ancak o günlerin eğitim seferberliğinde ve nüfusu her geçen gün artan Turgutlu’da 1930’ların ortasına gelindiğinde bu okullar, ihtiyaca cevap verememeye başlamıştır. Ayrıca bu üç okulun bulunduğu mahalleler haricinde, örneğin Şehitler, Kurtuluş ve Turgutlar gibi mahallelerde ikamet eden ailelerin çocukları, okullarına ulaşabilmek için epey uzun mesafeler kat etmektedirler. Hal böyleyken anılan bölgede yeni bir okulun inşa edilmesi artık bir mecburiyettir.1937 yılında yeni bir ilkokul inşası için Turgutlulu hayırseverlerin de elini taşın altına koymasıyla çalışmalar hız kazanır. 20 Şubat 1937 tarihli Yeni Asır gazetesinde Rıza Kaya imzasıyla yayınlanan haberde geçen: “Daha pek yakın günlerde Çınarlı mevkiinde müceddet yapılacak ilk mektep için yeni yaptırdığı kıraathanesini teberru eden hamiyetli yurttaş”[2] ifadesinden bu okul için bir kişinin yaptığı bağışın boyutu anlaşılmaktadır. Haberde, anılan hayırseverin ismine maalesef yer verilmemiştir. Çınarlı mevkii, günümüzde de Çınarlı Meydan ya da Bayram Yeri Meydanı olarak anılan yerdir. Hatta yangın öncesindeki günlerde burada, adını meydandaki çınar ağacından alan ve Çınarlı Mescidi olarak anılan bir de ibadethane mevcuttur. Dolayısıyla yapılması gündemde olan okul da uzun yıllar İnkılâp İlkokulu adını taşıyan eğitim kurumudur.

Turgutlu’nun geçmişinde günümüze yalnızca bir tanesi ulaşabilen üç adet çukur bahçe mevkii vardır. Bunlar, toprakları son derece uygun olduğu için kerpiç yapımında kullanılmış ve toprak alına alına çevrelerine göre zemin kodları giderek düşmüş, çukurlaşmış olan arazilerdir. Güneyden kuzeye doğru sıralayacak olursak çukur bahçelerin ilki, günümüzde Cumartesi Pazaryeri ve Adliye Sarayı’nın arsasının bir kısmını kaplayan arazidir. İkincisi, Samiye Nuri Sevil Ortaokulu’nun yer aldığı bölgedir ve burası Kanlı Göl şeklinde de anılmaktadır. Halk hafızasında yaşayan bilgiye göre, işgalin son günlerinde Turgutlu’daki Yunan askerleri, 10-15 yaşlarındaki çok sayıda erkek çocuğu toplayıp buraya getirerek sorgusuz sualsiz ve herhangi bir sıra gözetmeksizin öldürmeye başlamışlardır. Sekiz on çocuk öldürmüşler ve sıra diğer çocuklara gelmişken Türk birliklerinin Kasaba’ya yaklaştıkları haberinin duyulması üzerine Yunan askerleri, kanlı eylemlerini tamamlayamadan kaçıp gitmişlerdir. Ancak bu çukurluk alanda birikmiş olan sular, öldürülen delikanlıların kanıyla kıpkırmızı bir hale gelmiştir ve bu olaydan dolayı burası ‘Kanlı Göl’ adını almıştır. Şu anki ortaokulun hemen doğusundaki sokak günümüzde de Göl Üstü Sokak adını taşımaktadır. Üçüncü çukur bahçe ise günümüze ulaşabilmiş, halen bu isimle anılan tek bölgedir ve Konakönü mevkiinin hemen arkasındadır. İnkılâp İlkokulu’nun inşa edileceği yer, bu çukur bahçelerden Kanlı Göl denilenin hemen dibindedir.
Çınarlı mevkiinde inşa edilecek okul için bağış yapan tek hayırsever, az önceki haberde bahsi geçen kıraathanesini bağışlayan kişi değildir. Okulun bahçesi olacak arsa da Hafız Bekir Tanrıbilen, Selimoğullarından Halil Osman ve Raşit tarafından bağışlanmıştır.[3] 1937 yılının mart sonuna gelindiğinde okul yapımı için çalışmalar olgunlaşmıştır. 25 Mart 1937 tarihli Yeni Bir Mektep Yapılıyor başlıklı haber, doğrudan bu okulla ilgilidir: “Şehrimizde Çınarlı mevkiinde Muhasebe-i Hususiye tarafından tam teşkilatlı bir mektep inşası için hummalı bir faaliyet başlamıştır. // Pek yakında temel atma ve yirmi dokuz ilkteşrinde de küşat resmi yapılacaktır.”[4]

Okulun temeli gerçekten de çok kısa bir süre içerisinde atılacak; ancak açılışı biraz zaman alacaktır. Henüz adı belli olmayan yeni ilkokulun temeli, 23 Nisan 1937’de atılacak ve aynı gün, okulun adı da bu tören esnasında belli olacaktır. Bunu da 27 Nisan 1937 tarihli Yeni Asır gazetesinden öğrenmekteyiz. Turgutlu’daki 23 Nisan kutlamalarının anlatıldığı habere göre, “Çocuk Haftası” kutlamaları “çok neşeli” geçmiştir. İlçedeki törenlere tüm öğrenciler katılmış ve ayrıca Ahmetli’den de buraya 50 öğrenci gelmiştir. O gün, Urganlı’daki ilkokulun da açılış yapılmış ve son olarak, “Coşkunluk içinde geçen bu törenlerden sonra on beş bin kişi Çınarlı mevkiinde yeni yapılacak olan mektebin temel atma resminde bulunmuşlardır. Halkevi Başkanı Dr. B. Seyfi Poyraz bir nutuk söylemiş ve bu mektebe ‘Lütfi Kırdar İlkokulu’ adı verilmesini teklif etmiştir. Teklif alkışlarla kabul olunmuştur.”[5] Artık okulun adı bellidir.

Peki, Turgutluluların gönlünde böylesine taht kurmuş, bir okula adı verilecek kadar benimsenmiş ve sevilmiş Dr. Lütfi Kırdar kimdir? 1889 yılında Kerkük’te doğan Lütfi Bey, henüz tıbbiye öğrencisiyken başlayan Balkan Savaşları’na gönüllü olarak katılmıştır. 1923’te Mekteb-i Tıbbiye’den mezun olan Dr. Lütfi Bey, Birinci Dünya Savaşı boyunca pek çok yerde askerî hekim olarak görev yapmıştır. Lütfi Bey, Millî Mücadele’ye de katılmış ve İstiklâl Madalyası ile taltif edilmiştir. Millî Mücadele’nin ardından Viyana ve Münih’te eğitimine devam etmiş; 1924’te göz hastalıkları hekimi olarak yurda dönmüştür. Yurda dönüşünün ardından İzmir Sıhhat ve İçtimaî Muavenet Müdürü olarak tayin edilmiştir. 1933’e kadar bu görevde kalan Dr. Lütfi Bey, bir süre başka vazifeler edinmiş; 1 Mart 1935’te de Kütahya Milletvekili seçilmiştir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün talebiyle 28 Eylül 1936’da milletvekilliğinden istifa eden Dr. Lütfi Kırdar, istifasını takip eden gün Manisa Valiliği’ne atanır[6] ve Turgutlu ile doğrudan irtibatı da bu tarihten itibaren başlar.
15 Aralık 1938’e kadar devam eden Manisa Valiliği’nde Turgutlu’daki pek çok hizmette katkısı bulunan Dr. Lütfi Kırdar, dönemin Turgutlu Belediye Reisi Cevdet Öktem ile de kalıcı bir dostluk tesis etmiştir ve İstanbul Valisi olduktan sonra da Cevdet Bey’in memleketiyle ilgili hiçbir ricasını geri çevirmemiş; her daim yardıma devam etmiştir. Tüm bunlara karşılık, “Manisa valisiyken gerek il merkezi gerekse Turgutlu’da, antik dönemden kalan pek çok uygarlık eserinin ortaya çıkartılıp tanınmasına önayak olması, kültür işleri ile ticarî ve ziraî işlerin gelişmesinde olağanüstü çaba göstermesinden dolayı Turgutlu fahrî hemşeriliğine kabulüne ve aynı zamanda Çınarlı Meydan Caddesi’ne de Dr. Lütfi Kırdar adı verilmesine, Turgutlu Şehir Meclisi’nce 10 Aralık 1938 tarihinde karar verilmiştir.”[7]
Dr. Lütfi Kırdar, 1949-50 yıllarında CHP Manisa Milletvekilliği yapmış; 14 Mayıs 1950 seçimlerinde ise yeniden seçilememiştir. 1954 seçimlerinde ise bu sefer Demokrat Parti’den İstanbul Milletvekili olmuştur ve son Adnan Menderes hükümetinde (1957-60) Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı olarak görev yapmıştır.27 Mayıs darbesinde tutuklanıp Yassıada’ya gönderilen Kırdar, 17 Şubat 1961’de burada bir kalp krizi geçirerek vefat etmiştir.[8]
Turgutluluların onun adını bir okula ve caddeye vermeleri görüldüğü gibi boşuna değildir. Ayrıca fikir de çok anlamlıdır. Dr. Lütfi Kırdar Caddesi’nin sonunda Dr. Lütfi Kırdar İlkokulu yer almaktadır.
Dr. Lütfi Kırdar İlkokulu, 1939 yılında tamamlanmış ve 1939-40 eğitim yılında hizmete başlamıştır. Okulun ilk öğrencileri, Hilal İlkokulu’ndan naklen gelmişler ve 1 Ocak 1940’ta eğitim-öğretim faaliyetleri resmen başlamıştır. İki katlı olarak inşa edilen Dr. Lütfi Kırdar İlkokulu, 30.000 liraya mal olmuştur. Binada ilk plana göre yedi derslik ve idarî bölümler mevcuttur. Dr. Lütfi Kırdar İlkokulu’nun adı, Manisa İl Daimi Encümeni’nin 11.03.1951 tarih ve 212 sayılı kararı ile 14 Mayıs olarak değiştirilmiştir.[9] Ne de olsa devir Demokrat Parti devridir ve okulun CHP’li bir eski milletvekilinin ismini taşımasındansa partinin iktidara geldiği seçimin tarihi olan 14 Mayıs adını alması daha uygun ve makuldür. Aynı günlerde Dr. Lütfi Kırdar Caddesi’nin adı da 14 Mayıs Caddesi olarak değiştirilmiştir. Demokrat Parti’yi iktidardan indiren 27 Mayıs darbesinden sonra ise bu sefer de 14 Mayıs ismi, 11.07.1960 tarih ve 97 sayılı Manisa İl Daimi Encümeni kararı ile bu sefer de İnkılâp olarak değiştirilmiştir.[10] 14 Mayıs Caddesi de bu süreçte 27 Mayıs Caddesi olmuştur.[11]
İnkılâp İlkokulu’nun öğrenci sayısı, ilçenin nüfusuna paralel olarak her geçen gün artmıştır. Bunun sonucunda 1972 yılında okula bir ek bina inşa edilmiştir. İlerleyen yıllarda da okulun hemen yanındaki geniş arsaya, yani Kanlı Göl’ün doldurulan arazisine hayırseverler Mesaadet Özcan ve Ezher Sevil tarafından anne ve babalarının adlarını taşıyan yeni bir okul daha inşa edilmiş ve Samiye Nuri Sevil İlköğretim Okulu, 14 Eylül 1992’de eğitime başlamıştır.[12] Bu okul ile İnkılâp İlkokulu, 8 yıllık kesintisiz eğitim uygulamasına geçilirken 4 Ağustos 1994’te birleştirilmiş ve artık İnkılâp adıyla anılan bir eğitim kurumu kalmamıştır. Sekiz yıllık kesintisiz eğitim sisteminden 4+4+4 eğitim sistemine geçilmesinin ardından ilköğretim okulu, Samiye Nuri Sevil İlkokulu ve Samiye Nuri Sevil Ortaokulu olarak yeniden ayrılmıştır. Samiye Nuri Sevil İlkokulu, mazide Dr. Lütfi Kırdar, 14 Mayıs ve İnkılâp adlarını taşıyan binalarda eğitim vermeyi sürdürürken depreme dayanıklı olmadıkları gerekçesiyle binaların yıkımına karar verilmiştir. Bu kararın ardından birisi 1939’da, diğeri 1972’de hizmete açılan her iki bina boşaltılmış ve Samiye Nuri Sevil İlkokulu, TEV Cemile Samiye Bayar İlkokulu’nun binasına taşınmıştır. Yıkımı kararlaştırılan binalar da 2020 yılı şubat ayı içerisinde maalesef yıkılmıştır. Samiye Nuri Sevil İlkokulu’nun inşaatı tamamlanınca Yaylalı Kapı Sokak üzerindeki yeni binaya taşınması ve yıkılan binaların yerine de yeni bir okul binasının inşa edileceği bugünlerde gündemdedir.
Samiye Nuri Sevil İlkokulu, Türkiye’nin yaşadığı siyasal değişimleri, bugüne kadar geçirdiği isim değişiklikleriyle yaşatması ile bir anlamda Cumhuriyet tarihinin özeti gibidir ve yalnızca bu boyutu ile düşünüldüğünde dahi, ilçenin sembolleşmiş eğitim kurumlarından birisi olarak önümüzde durmaktadır.
Hasan Deniz Çizmeci
Haberde geçen bazı söz grupları ve sözcüklerin günümüzdeki karşılıkları şöyledir:
Muhasebe-i Hususiye: İl Özel İdaresi; ilkteşrin: ekim ayı; küşat resmi: açılış töreni.
Yorumlar
Kalan Karakter: